1 ... 22 23 24 25 26 27 28 29 ... 39

III.4.3. Altın Orda’nın İmtiyazlı Kıldığı Kilisenin, Rusya’nın Bağımsızlığı Elde

bet26/39
Sana17.02.2017
Hajmi3.07 Mb.

 

III.4.3. Altın Orda’nın İmtiyazlı Kıldığı Kilisenin, Rusya’nın Bağımsızlığı Elde 

Etmesindeki Rolü 

 

 Nüfus 


sayımı, askere alınma ve Altın Orda hanlarının Rus mitropolitlere 

verdikleri yarlıklar gibi konuları incelediğimiz ikinci bölümde Altın Orda’nın Rus 

Ortodoks kilisesi de dahil olmak üzere bütün dinlere eşit ve müsamahalı 

davrandığını, kilise ve din adamlarını vergiden muaf tuttuğunu, onları kendi 

himayeleri altına aldığını, nüfus sayımına tâbi tutmadığını ve askere almadığını 

ayrıntılı bir şekilde anlatmıştık.

888

 Burada ise bu konulara tekrar değinmeden 

hanların Rus Kilisesi ve din adamlarına karşı izledikleri bu politikanın sonuçlarını 

analiz etmeyi amaçlıyoruz.  

 

 En 


başta Altın Orda hanlarının bütün din adamlarına müsamahalı 

davranmaları Rus Kilisesi ve din adamlarının yukarıda anlattığımız propaganda 

çalışmalarını kolaylaştırmıştır. Nitekim Kilise, insanları açık bir şekilde Han’a karşı 

örgütlemediğinden bu durum, Altın Orda’yı rahatsız etmemiştir. Halbuki, 

mitropolitlerin propagandaları uzun vadede Altın Orda için tehlikeli sonuçlara yol 

açmıştır. Kilise Rus halkının tek çatı altında toplanması fikrini yaymış ve bu 

bağlamda Rus knezliklerinin Moskova etrafında birleşmelerinde önemli rol 

oynamıştır.  

 

Elde ettiği imtiyazlar sayesinde her geçen gün güçlenen Rus Kilisesi’in 

girişimlerinin artması, Rus knezlikleri topraklarındaki kilise sayısının artmasına da 

neden olmuştur. Mitropolit Aleksiy kiliselerin nezdinde yurtlu manastırların 

kurulmalarını sağlamıştır. Aleksiy’in görüşüne göre, bu tür manastırlar Bütün Rus 

knezliklerine yayılacak “Hristiyanlık ışıklarının merkezi” olacaktı. Moskova yanlısı 

                                                 

888


 Bkz. II.1.3; II.4; II.7. 

 

221


kurulan bu manastırlar, siyasî birliğin kurulması sürecinde de bir araç olarak 

görülmüştür. Ayrıca bu tür manastırlar askerî ve savunma  fonksiyonlarını da 

taşımışlardır. Aleksiy sadece Moskova’da dört manastır kurmuştur.

889


 V. O. 

Klüçevskiy’e göre, XIV-XV. yüzyıllarda 35 yeni manastır kurulmuştur.

890

 N. M. 


Karamzin de Tatar hâkimiyetinin neticelerinden birinin dinîn yükseldiğini, kilise 

mülkiyetinin ve din adamlarının arttığını yazmaktadır. Karamzin neredeyse bütün 

manastırların Altın Orda döneminde kurulduğunu belirtmektedir.

891


 Vergilerden 

muaf tutulan kiliseler Altın Orda döneminde maddî olarak güçlenmiş, kilise ve 

toprakları, bağımsız olduğundan köylüler manastır ve kiliselere ait topraklara akın 

etmiş ve bu bağlamda kilisenin köy üretimindeki oranı da artmıştır.

892

 Bu husus hiç 

şüphesiz Rus Kilisesi’nin işine yaramıştır. Böylece bir taraftan Kilise’nin 

idaresindeki köylü sınıfının sayısı artmış, diğer taraftan da Kilise artık köylülere daha 

rahat bir şekilde ulaşmıştır.  

 

Nitekim Kilise’nin amaçlarından biri de Rus halkının Hristiyanlaşma sürecini 

hızlandırarak tamamlamak olmuştur. Zira, Kiyev Rusyası döneminde Hristiyanlık 

daha çok üst sınıf ve şehirliler arasında hâkimdi.  O tarihlerde kurulan manastırların 

birçoğu da şehirlerde bulunuyordu. Köylerde ise Hristiyanlık sağlam temellere 

oturtulmamış ve paganlık kalıntıları kendisini göstermeye devam ediyordu. Altın 

Orda döneminde ise Doğu Rusya’daki köy nüfusu da tamamen 

Hristiyanlaştırılmıştır. Bunda hem Rus din adamlarının çabaları hem de halk 

arasındaki dinî ve millî duyguların artması önemli rol oynamıştır. Dönemin Rus din 

adamları köy köy dolaşarak piskopos ve papazları yönlendirmeye çalışmışlardır.  

 

 Yine 


Saray 

şehrindeki Rus piskoposluğunun varlığı, dikkate değer 

gelişmelerdendir. Altın Orda hanının otağının kuruluşu ile neredeyse aynı zamanda 

                                                 

889

 S. Perevezentsev, Smısl Russkoy İstoriyi, s. 188-189.  

890

 V. O. Klüçevskiy, Kurs Russkoy İstoriyi, Soçineniya v Dvuh Tomah, Moskova 1988, s. 231-233, 

237, 246.  

891


 N. M. Karamzin, İstoriya Gosudarstva Rossiyskoğo, V, s. 647. Altın Orda dönemi Rus manastırları 

hakkında daha geniş bilgi için bkz. M. İ. Bihova, “Monastıri  na  Rusi  11-Seredinı 14 Veka”, 

Monaşestvo i Monastıri v Rossiyi XI-XX  Vekov, Yayına haz. N. V. Sinirsına, Nauka Yayınları,  

Moskova 2002, s. 25-56; B. M. Kloss, “Monaşestvo v Epohu Obrazovaniya Tsentralizovannogo 

Gosudarstva”, Monaşestvo i Monastıri v Rossiyi XI-XX  Vekov, s. 57-80.  

892


 G. Vernadskiy, Mongolı i Rusy, s. 384-385.  

 

222


Altın Orda’da Ortodoks Kilisesi’nin piskoposluğu kurulmuştur. Saray’da Rus 

piskoposluğunun kurulmasının birkaç nedeni vardır. En başta Altın Orda’da, 

özellikle de başkent Saray’da  Rus nüfusu küçümsenmeyecek kadar kalabalıktı. 

Sadece köleler değil, Rus knezleri ve aileleri, knezlerin temsilcileri ve tüccarlar da 

Saray  şehrinde yaşıyordu. Uzun yıllar hanların yanında kalmak zorunda olan 

knezlerin burada evleri dahi vardı. Diğer taraftan Altın Orda hanları, Kilise’nin 

faaliyetlerine karşı  çıkmıyor ve bundan dolayı da Saray’da bir piskoposluğunun 

mevcudiyetini kendileri için tehlikeli görmüyordu. Yine hanlar, Altın Orda ile Bizans 

ilişkilerinin geliştirilmesinde Saray’daki Rus piskoposluğunu bir araç olarak 

kullanmışlardır. Nitekim Saray’daki Rus piskoposluğunun kuruluşu, 1261’de Bizans 

İmparatoru Mikhail Paleolog’un İstanbul merkezli imparatorluğunu restore etme ve 

Haçlıları uzaklaştırma tarihine denk gelmektedir. Altın Orda’nın merkezinde Rus 

piskoposluğunun varlığı, hiç şüphesiz Rus Ortodoks Kilisesi’nin faaliyetlerini de 

kolaylaştırmış ve Rusların işine yaramıştır. Piskoposluk bir taraftan Altın Orda’da 

Rusların çıkarlarını savunurken, diğer taraftan da misyonerlik faaliyetlerinde de 

bulunmuştur. Yine piskoposluk görevlilerinin Saray’da olup bitenleri, Rus knezlerine 

aktardıklarını tahmin etmek mümkündür. Rus piskoposluğunun Saray’daki 

mevcudiyeti ve Rus Kilisesi’nin Altın Orda’da etkisini artırma çabalarının bir diğer 

nedeni de Altın Orda hanlarını Katolik misyonerlerden koruma ve Altın Orda 

hanlarını Katoliklerle olan mücadelede kendi taraflarına çekmek isteğidir. Böylece 

Saray’daki Rus piskoposluğunun varlığı Altın Orda’dan ziyade, Rusların işine 

yaramıştır.  

 

  Kilise ve din adamlarının dinî propagandaları ve yukarıda da anlattığımız gibi 

bu propaganda sırasında ölen knez ve din adamlarınının hayatlarını bir araç olarak 

kullanmaları, halk arasında gerek dinî duyguları güçlendirmiş, gerekse Rus 

knezliklerindeki halkın Moskova etrafında birleşmelerinde önemli rol oynamıştır. 

Kilise’nin knezlikler arasında verilen mücadelede Moskova’yı desteklemye 

başlaması ve Rus Piskoposluğu’nun Moskova’ya taşınması

893


 ile birlikte Moskova, 

Rus knezliklerinin sadece siyasî değil,  aynı zamanda dinî merkezi haline de 

                                                 

893


 Bkz. III, 2.4.b; III.4. 

 

223


gelmiştir.  Kilisenin knezlere göre Rus şehirlerinin birleşmesinde daha fazla rol 

oynamasının en önemli nedeni ise, knezlerin hâkimiyetinin ancak kendi knezlikleri 

içerisinde geçerli olmasının, mitropolitlerin hâkimiyetlerinin ise bütün Rus 

knezliklerinde kabul edilmesidir. Böylece Altın Orda döneminde Rus kilisesi 

güçlenerek Rusya tarihi boyunca en rahat dönemlerinden birini yaşamış, hem de Rus 

halkını örgütleyerek Rusların Altın Orda’nın boyunduruğundan kurtulmalarını ve 

Rus knezliklerinin Moskova etrafında birleşmelerini sağlamıştır.  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 

 ALTIN ORDA’NIN RUS DEVLET TEŞKİLATI ÜZERİNDEKİ  ETKİLERİ 

 

 

 

 

 Altın Orda’nın Rusya üzerindeki etkileri siyasî ve dinî alanlarla sınırlı 

kalmamakta, kendisini devlet teşkilatı ve sosyo-ekonomik alanda da göstermektedir. 

Moskova Rusyası’nın devlet teşkilatının Altın Orda teşkilatı örneğinde oluşturulması 

ve siyasî müesseselerin Altın Orda kökenli olması, Altın Orda baskısından ziyade, 

 

224


Moskova knezlerinin Altın Orda’yı “model” olarak benimsemelerinden 

kaynaklanmaktadır. Han’ı  sık sık ziyaret eden Rus knezleri,  sarayda uzun süreler 

ikamet ettiklerinden

894


 ve kendilerinden sonra knez olacak oğullarını sarayda rehin 

olarak bıraktıklarından

895

 dolayı Altın Orda’nın idarî yapısı, siyasî ve sosyal 

kurumları  hakkında birinci elden bilgi edinme şansına sahiptiler.  

 

 

Bununla birlikte Rusların Altın Orda’nın devlet teşkilatı ve siyasî kurumlarını 

ne zamandan beri örnek aldıkları ve ne zamandan beri benzer yapıyı kendi 

knezliklerinde uygulamaya başladıkları kesin olarak bilinmemektedir. Örneğin G. 

Vernadskiy, Rusların ancak 1480’de tamamen bağımsızlığa kavuşmalarıyla birlikte 

Altın Orda’daki yapıyı benimsediklerini yazmaktadır. Vernadskiy’e göre, bu 

benimseme “gecikmiş bir eylem” olup, Altın Orda’nın yıkılışından sonra 

Moskova’ya sığınan Tatarlar sayesinde gerçekleşmiştir.

896


 Karl Wittfogel de 

Vernadskiy’in bu görüşüne katılmaktadır.

897

 Yine bir başka Rus tarihçisi Pelinskiy 

de aynı görüşte olup, bu alandaki etkilerin daha çok Kazan Hanlığı yoluyla 

1550’lerde olduğunu yazmaktadır.

898

 Ancak Altın Orda’nın siyasî ve idarî 

yapılarının Ruslar tarafından daha önce benimsendiğini tahmin etmek mümkündür. 

Zira, Rus knezliklerinin Moskova etrafında birleşmesi uzun bir süreç olup, Moskova 

Knezliği daha XIV. yüzyılın başında yükselmeye ve Altın Orda’yı taklit etmeye 

başlamıştır. Tatarların Rus knezliklerine göç etmeleri

899

 ise Rusları siyasî ve idarî 

yapıdan ziyade kültürel alanda etkilemiştir.  

 

 Diğer taraftan yukarıda görüşlerine yer verdiğimiz tarihçiler, Moskova 

Rusyası’nın “yıkılan” Altın Orda’yı yapısal anlamdaörnek alarak kendi sistemlerine 

uyarlamalarının nedenlerini açıklamamaktadırlar. Bizim kanaatimize göre, Rusların 

Altın Orda’nın siyasî ve idarî yapısını benimsemelerinin nedeni, knezlerin Rus 

                                                 

894

 Bkz. II.2.2. 

895

 Bkz. II.2.3.  

896

 G. Vernadskiy, Mongolı i Rusy, s. 341-342.  

897

 Karl A. Wittfogel, “Russia and the East: A Comparison and Contrast”,  Slawic Review, vol. 22, 

Illinois 1963, s. 635-636.  

898


 D. Ostrowski, “The Mongol Origins of Muscovite Political Institutions”, Slavic Review, vol. 49, 

No 4, Illinois  1990, s. 526.  

899

 Bkz. IV.6.1. 



 

225


topraklarını birleştirmek için yeni bir yapıya ihtiyaç duymaları ve yeni devlet için 

“ilham” almak istemeleridir. Ruslar, Altın Orda’dan daha uygun bir model de 

bulamazlardı. Nitekim, Rus toprakları Altın Orda sistemine göre taksim edilmekle 

kalmamış, knez ve diğer ileri gelen devlet adamlarının konumu, idarî, askerî ve diğer 

yapılar da Altın Orda örneğinde oluşturulmuştur.  

 

 

IV.1. Rus Topraklarının Taksimi 

 

 

Karl Marx, dünyada tarih boyunca vuku bulan istilâ ve neticelerini üç ana 

gruba ayırarak incelemektedir. Marx’a göre, istilâcıların bir kısmı  (İngiltere’nin 

İrlanda’da ve kısmen de Hindistan’da yaptığı gibi) kendi idarî yapı ve üretim 

metodlarını kendileriyle getirmekte ve ele geçirdikleri bölgelerde bunları 

uygulamaya çalışmaktadırlar. Bir başka grup istilâcılar (Türk ve Romalılar) ise ele 

geçirdikleri topraklarda eski sistemi devam ettirmekte ve fethedenler ele geçirdikleri 

bölgeleri sadece vergiye bağlamaktadırlar. Marx’a göre son grubu ise fatihler ile 

boyun eğenlerin karşılıklı etkileşimlerinden ortaya çıkan bir sentez 

oluşturmaktadır.

900

 Moğolların Ruslara karşı izledikleri politikayı Marx’ın bu 

sınıflandırmasına dahil etmek güçtür. Zira Moğollar ele geçirdikleri Rus 

topraklarının farklı bölgelerini farklı  şekilde yönetmişlerdir. Moğollar Güney Batı 

Rusya, yani Pereyaslavl, Kiyev, Podolye gibi knezliklerde knezlik idaresini kaldırmış 

ve bölgeyi doğrudan idare etmişlerdir. Galitsk, Volıny, Smolensk, Çernigov ve Doğu 

Rusya’da ise Moğollar kendi idarelerinin yanı  sıra knezlik yönetimini de devam 

ettirmişlerdir.

901

 Yine Moğollar her ne kadar kendi siyasî kurum ve sosyo-ekonomik 

alandaki uygulamalarını Ruslara zorla kabul ettirmeseler de, Ruslar kendiliğinden 

Altın Orda’dan birçok alanda etkilenmişlerdir.  

 

 Moğol yönetimi, ele geçirilen topraklar üzerinde iki önemli amaç gütmüştür: 

Bu amaçlardan ilki, orduya asker temini olup,  ikincisi de devlet ve han ailesinin 

                                                 

900

 G. A. Fedorov-Davıdov,  Obşestvennıy Stroy Zolotoy Ordı,  İzdatelystvo Moskovskoğo 

Universiteta, Moskova 1973, s. 26.  

901


 G. Vernadskiy, Mongolı i Rusy, s. 221. 

 

226


masrafları için vergi tedarikidir.  Dolayısıyla Rus toprakları sayım ve vergi ile asker 

temini bakımından “taksime” uğramıştır. Sayım anlamına gelen Rusça’daki çislo 

terimi, böylece hizmet edecek askerin miktarını ve vergi ödeyecek halkın sayımını 

ifade ediyordu. Bu taksimata göre, vergi ve diğer yükümlülüklerden muaf olanlar 

hariç Rus halkı onluk, yüzlük, binlik, onbinlik (tümen) birimlere bölünmüştür. Altın 

Orda hanlarının Rus mitropolitlerine verdikelri yarlıklarda da onbaşı, binbaşı ve 

tümen başı görevlilerinin adlarının Rusça tercümeleri verilmiştir.

902


 Bu taksim aynı 

zamanda coğrafî ve idarî açıdan da kullanılmıştır. Yani, onluk ve diğer birimler 

sadece belli bölgede yaşayan insan sayısını değil, bölgenin kendisini de ifade 

ediyordu.

903

 Böylece her sayısal taksimat bir askerî-malî mıntıkayı, belli sayıda asker 

ve belli miktarda vergi talep edilecek bir bölgesel birimi teşkil ediyor ve  Altın 

Orda’daki uygulama

904

 aynen Rus toprakları için de kullanılıyordu.  

 

 Moğollar hükümranlıklarının başından beri vergi olarak her şeyin onda birini 

istiyorlardı.

905


 Dolayısıyla onluk birimde kadın ve erkek nüfusunun tahmini sayısının 

200, tümende ise 200.000 olduğu tahmin edilmektedir. 1270’lerden sonra Rus 

topraklarında nüfus sayımı yapılmadığından eski bilgiler kullanılmış ve tümen ile 

aynı manada kullanılan tyma bir değerlendirme birimi haline gelmiştir.

906

  Her tyma 

ve binlik biriminin başına da birer daruga getirilmiştir. Daha sonraki tarihlerde 

darugaların görev ve yetki alanının Rus knezlerine devredilmesine

907

 rağmen, söz 

konusu sistem, III. İvan’ın (1462-1505) toprak reformları uygulanıncaya kadar 

devam etmiştir.  

 

 

IV. 2. İktidar 

 

                                                 

902

 “Yarlık Taydulı Tsaritsı Alekseyu Mitropolitu Kiyevskomu i Vseya Rusi Çudotvortsu”, PSRL, III, 

Voskresenskaya Letopisy, s. 544-545.  

903


  R.  G.  Landa,  “İstoriya  İslama v Rossiyi”, İstoriya i İstoriçeskiy Proçess,  İzdatelystvo Mahinur, 

Nijniy Novgorod 2005, s. 98; G. V. Vernadskiy, Mongolı i Rusy, s. 222-223.  

904

 Daha geniş bilgi için bkz. M. Kafalı, Altın Orda Hanlığının Kuruluş ve Yükseliş Devirleri, s. 126-

128.  

905


 PSRL,  II, Voskresenskaya Letopisy, s. 217.  

906


 G. Vernadskiy, Mongolı i Rusy, s. 224-225.  

907


 I. Vasary, “The Golden Horde Term Daruga And Its Survival In Russia”, s. 191.  

 

227


 Hukuken 

Altın Orda döneminde Ruslar bağımsız hükümete sahip değillerdi. 

Başta Büyük Moğol  İmparatoru, Altın Orda’nın imparatorluktan bağımsızlık 

kazandıktan sonra Altın Orda hanları, bütün Rus topraklarının hâkimi olup Rusya’nın 

iç işlerine karışmışlardır. Hiçbir  Rus knezi hanın yarlığı olmaksızın hüküm sürme 

hakkına sahip değildi. Ayrıca hanlar istedikleri zaman knezleri azletme ve 

istediklerini knezliğe atama hakkına sahiplerdi. Knezlik ve knez, adeta hanların 

elinde Rus topraklarını sorunsuz yönetme ve vergi ile asker tedarikini 

gerçekleştirmek için kullanılan araçtı. Bu durumda Rus knezlerinin  Moğol istilâsı ile 

güç kaybettiklerini, ancak Altın Orda hakimiyetinin sona ermesiyle de konumlarında 

değişiklikler yaşandığını söyleyebiliriz. Diğer taraftan bu değişiklikler sadece knezi 

değil, boyar ve diğer sınıfları da kapsamıştır.  

 

 

IV. 2. 1. Knezin Durumu 

 

 Altın Orda döneminde Rus knezlerinin iktidarı, hanın yarlığına dayanmakta 

idi. Bilindiği gibi, Kiyev Rusya’sında ancak Rurik hanedanlığından gelenler Rus 

knezlik makamına çıkabiliyorlardı. Moğollar bu geleneği devam ettirmiş ve sadece 

Rurik soyundan gelenlere yarlık vermişlerdir.

908


 Moğollar için bu tür uygulama 

yabancı değil idi. Zirâ, sadece Çengiz Han’ın soyundan gelenler Moğol hanı 

olabiliyordu. Moğolların, Rurik hanedanlığının bu statülerini kabul etmeleri her iki 

tarafın da işini kolaylaştırmıştır. Moğollar böylece daha fazla olabilecek taht 

sorunlarından kurtulmuş, hâkimiyetleri onaylanan Rurikler ise Moğol hâkimiyetini 

kabul etmişlerdir. 

 

  Bununla birlikte daha Kiyev döneminde bozulmaya başlayan ve ailenin en 

yaşlısına iktidarı devretmeyi öngören iktidar anlayışı da artık iyice bozulmuştur. Zirâ 

hanlar, knezlere yarlık verirken bu hususa itibar etmemiş ve yarlıkları daha çok 

knezlerin en büyük oğullarına vermeye başlamışlardır. Böylece babadan oğula 

prensibi işlerlik kazanmaya başlamıştır. Tahtın babadan oğula geçmesi ile knezler 

                                                 

908


 Bkz. II.1.1.  

 

228


büyük oğullarına mirastan daha çok pay  bırakarak müstakbel knezi daha fazla 

güçlendirmeyi amaçlamışlardır. Başlangıçta pek fark edilmeyen bu uygulama, 

zamanla  sistematik hale gelmiştir. Örneğin, II. Vasiliy, büyük oğlu III. İvan’ın 

idaresine 14 şehir bırakırken, diğer dört oğluna toplam ancak 12 şehir vermiştir.

909

  III. İvan ise büyük oğluna 66 şehir verirken, diğer dört oğluna toplam ancak 30 şehir 

vermiştir.

910


  Kendilerinden sonra tahta çıkacak büyük oğulların hâkim konumlarını 

pekiştirmeye çalışan knezler, bu uygulama ile tahtın babadan oğula geçme 

uygulamasının pekişmesine neden olmuşlardır. 

 

 

 Altın Orda’nın zayıflamaya yüz tuttuğu dönemlerde ise Rus knezleri, 

oğullarına topraklarını miras bırakmanın yanı  sıra varisi de kendileri belirlemeye 

başlamışlardır. Dmitriy Donskoy  kendi oğluna (I. Vasiliy) knezlik tahtını bırakan ilk 

knez olmuştur. Ancak I. Vasiliy yine de Han’dan yarlıgı almadan tahta çıkmamış,

911

  kendisinden sonra da tahtı oğlu II. Vasiliy’e bırakmaya cesaret edememiştir. Bununla 

birlikte II. Vasiliy, hanın izni olmadan oğlu III. İvan’a Büyük Knezliği bırakmıştır. 

III. İvan da Han’ın onayı olmadan tereddütsüz tahta çıkmıştır.

912

 Vergi tahsili, para 

basımı ve diğer benzeri yükümlülüklerde olduğu gibi,  knezlerin kendi varislerini 

belirlemeleri de dönemin şartlarına göre değişmiştir. Altın Orda hanlarının Rus 

toprakları üzerindeki hâkimiyetlerinin artık zayıfladığı dönemde knezler, zaman 

zaman  bağımsız hareket etme gayretinde olmuşlardır. Ancak, Rus topraklarına 

düzenlenen küçük bir sefer dahi, knezlerin Altın Orda’daki karışıklıklar döneminde 

ele geçirdikleri imtiyazları tekrar kaybetmelerine  ve geri adım atmalarına neden 

olmuştur.  

 

 

Knezin yetkilerine gelince, Kiyev Rusya’sı döneminde knezlik idaresi askerî, 

malî ve yargı alanlarını kapsıyordu.  Knez, aynı zamanda yargının ve ordunın başı 

idi. Knezin yardımcıları knez namına vergi tahsil ediyorlardı.

913


 Moğol istilâsından 

sonra knezin tüm hak ve yetkileri Han’a geçmiş, knezlerin hâkimiyet alanı 

                                                 

909


 “Duhovnaya Gramota (Pervaya) Velikoğo Knyazya Vasiliya Dmitriyeviça”,  DDG, s. 55-57.  

910


 “Duhovnaya Gramota Velikoğo Knyazya İvana Daniloviça Kalitı”, DDG,  

s. 7-11.  

911

 PSRL, VI, Tverskaya Letopisy, s. 127.  

912

 PSRL, VII, Ermolinskaya Letopisy, s. 209.  

913

 A. N. Kurat, Başlangıçtan 1917’ye Kadar Rusya Tarihi, s. 59; G. Vernadskiy, Russkaya İstoriya, 

Agraf Yayınları, Moskova 2002, s. 51.  

 

229


sınırlandırılmıştır. Başta vergi tahsili,  asker tedariki, para basımı, posta teşkilatı gibi 

tüm  yönetim işleri han ve hanların temsilcilerinin yetki alanı içindeyken, zamanla 

vergi tahsilatı, Rus knezlerine devredilmesiyle durum değişmiştir. Moğolların 

oturttukları sistemi devam ettikleri için vergi toplama ve askere alma konularında 

zorluk çekmeyen knezler, böylece tekrar idarî foksiyonlar elde etmişlerdir. Hanların 

knezlere bazı yetkileri devretmesinden knezler kârlı  çıkmıştı. Zira knezler, 

topladıkları vergilerin ancak bir kısmını hana gönderiyor, kalan kısmı ise kendi 

hazinelerine aktarıyorlardı.

914

 Altın Orda’nın zayıflamasıyla birlikte ise Rus knezleri, 

bir taraftan kurulmakta olan yeni devletin hükümdarı oldular, diğer taraftan da 

Han’ın bütün yetkilerini ele geçirdiler ve hayatın her alanında Han’ı  taklit etmeye 

başladılar. 

 

 




Do'stlaringiz bilan baham:

©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.
?


iii-guide-de-recherche.html

iii-histoire-dune-galette.html

iii-hss--radkalzm-thlksn.html

iii-i-vii--sava-ve-akp.html

iii-infrastruktura--.html