1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ... 15

III.A.2. Kentlerin Gereksinimin Ötesinde Genişlemesi - Sürdürülebilir Kentleşme Bakış Açısı İle Türkiye’de Kentleşme...

səhifə7/15
tarix15.01.2018
ölçüsü0.96 Mb.

III.A.2. Kentlerin Gereksinimin Ötesinde Genişlemesi

Bölgesel ölçeği izleyerek, mekansal farklılaşma ve eşitsiz büyüme sorununun ikinci düzlemi, kentsel mekandır. Kentsel mekana ilişkin en önemli sorunlardan biri, kentlerin fiziksel büyümelerinin denetlenemeyişidir. Kentsel olguları/sorunları tartışırken, kentsel gelişime ilişkin politikalar geliştirirken, aslında birbirinden çok farklı özellikleri/ dinamikleri olan mekanlar üzerine düşünülmektedir.


Türkiye’nin yerleşme sistemi sürekli bir dönüşüm geçirmektedir. 1950’lerden bu yana kırsal alanlardan kentlere olan göç ve yüksek doğurganlık pek çok kentsel yerleşmenin nüfusunun hızla artmasına neden olmuş ve kısa sürede kentlerin nüfusu bir kaç katına ulaşmıştır. Nitekim 1950’de 3,782 milyon olan kentli nüfus 1980’de 20,330 milyona ulaşmıştır.
Ancak, 1980 sonrasında kentleşme sürecinde önemli değişimler gözlenmeye başlanmıştır. Bu değişimlerin ilki toplam doğurganlık hızı ile ilgilidir. 1980 yılında kadar 5’in üzerinde olan doğurganlık hızı, 1980-85 döneminde 4,11’e, 1985-90 döneminde 3,29’a ve 1990-95’de 2,70’e düşmüştür. Bu düşüş kentlerde daha büyük oranlarda gerçekleşmiş ve 1980 sonrasında kentlerdeki doğal nüfus artışının geçmiş dönemlere göre çok daha az oranda olmasını nedenlemiştir.
İkinci değişim kırsal alanlardan kentlere doğru yönelen göçlerle ilgilidir. Eldeki rakamlar kırsal alanlardan kentlere olan göçün sürmesine karşılık, göç eden nüfusun miktarının neredeyse sabitlenmesine ve azalmasına neden olmuş ve bu nedenle de toplam kentsel nüfus artışı içindeki göreli öneminde bir düşüş yaşanmıştır.
Üçüncü değişim kentler arasındaki nüfus hareketlerinin giderek önem kazanması ve özellikle küçük yerleşmelerle büyükler, iç kesimdekilerle kıyıdakiler arasındaki nüfus hareketlerinin artması şeklindedir. Bu durum farklı olanaklar sunan ve ekonomik gelişme açısından potansiyel gösteren yerleşmelerin hızlı büyümelerini sürdürmelerine neden olurken, pek çok yerleşmede geçmişteki büyüme oranlarının çok altında nüfus artışının gerçekleştiği görülmektedir.
Yukarıda sıralanan ana değişimler Türkiye’de bir demografik geçiş sürecinin yaşandığını ve kentleşme hızında da yeni bir evreye geçildiğini göstermektedir. Doğal olarak bu eğilimler, hızlı nüfus artışı ile gelen talepleri karşılamada başarısız olmuş, düzensiz ve yasal olmayan konut sunumları ile talebin karşılanabildiği, teknik ve sosyal altyapı eksikliklerinin yaşandığı kentler için bir fırsat niteliğindedir. Ancak farklı kentlerde ve ülke bütününde bu fırsatların farkına varıldığını ve değerlendirildiğini söylemek mümkün değildir.
1950’lerden 1980’lere kadar hemen her kentte yaşanan hızlı nüfus artışı ve bu artıştan kaynaklanan sorunlar ve eksikliklerle ilgili saptamalar bugün yapılan plan çalışmalarında bir ön varsayım haline gelmiş ve geçmiş eğilimlerin değişmeye başladığı göz ardı edilerek nüfus kestirimleri geçmiş dönemin eğilimlerine dayalı olarak yapılmış ve kentlerde planlanması gereken alanların büyüklüğü bu kestirimlere göre belirlenmiştir. Ancak bu kestirimler giderek sayıları azalan kısıtlı sayıda kent için geçerli olup, yerleşmelerin çoğunda gerçekleşen nüfus artışlarının çok üstünde nüfus öngörüsü ve bunlara dayalı olarak planlanmış alan ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Çok uzun yıllar boyunca planlanmış alanların eksikliği sorununu yaşayan bir ülkede planlanmış alanların fazla olması, hatta bu alanların Türkiye’nin ulaşabileceği en yüksek kentsel nüfusun gereksinimin üstünde olması ilk bakışta önemli bir sorun olarak görülmeyebilir. Ancak, daha ayrıntılı bir değerlendirme karşımıza sürdürülebilir gelişme açısından önemli sorunlara işaret etmektedir. Kentlerin denetimsiz büyümesinin neden olduğu sorunlar aşağıdaki gibi derlenebilir:

İlk olarak

planlanmış alanlar içinde yer alan birbirinden kopuk alanlar mevcut talep doğrultusunda gelişmekte ve gelişmenin etaplar halinde yönlendirilmesi mümkün olmamaktadır. Planlanan alanlar içinde parçalar/lokmalar halindeki bu gelişmeler ve bunlara altyapı sunumu zorunluluğu, hiçbir zaman gelişmeyecek bazı alanların altyapı projeleri içinde yer almasına ve altyapı maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır. Altyapı hizmetleri ile birlikte, sosyal altyapı sunumunun planlanması ve belirli standartlarda sunumun yapılmasında sorunlar ortaya çıkmaktadır.

İkinci olarak

ulaşım sisteminde gerektirdiği altyapının gerçekleştirilmesi ve işletme maliyetlerinin azaltılabilmesinde bu tür rastlantısal biçimdeki gelişme bir engel niteliği taşımaktadır.

Üçüncü ve en önemli noktalardan biri

bu tür yayılmaların çevre ve ekolojik kaynakların korunmasını olumsuz yönde etkilemesi ve özellikle kısıtlı çevre kaynaklarının tahrip edilmesini hızlandırmasıdır.
Bu durum bugün gereksinimin çok üzerindeki alanın yerleşime açıldığı pek çok kente ait planının sürdürülebilirlik ve kaynak kullanımı açısından yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir. Özellikle ülkemizde doğal kaynakların hızla azalması, su kaynaklarının yetersiz hale gelmesi, ekolojik açıdan önemli hassas alanların yok olması alan kullanımı konusunda daha özenli olmayı zorunlu hale getirmektedir.

III.A.3. Kentsel ve Kırsal Alan Etkileşimleri

Kentsel ve kırsal alan etkileşimi, genellikle kırsal alanın kentleşme baskısı altında olduğu olumsuz bir ilişki biçimi sergilemektedir. Kentleşme süreci, kentlerin kırsal alanlara doğru yayılması biçiminde geliştiği için, kırsal yerleşmelerin hem fiziksel, hem de sosyal ve ekonomik yapıları üzerinde dönüştürücü etkisi olmaktadır. Kırsal alanlardaki doğal sistemlerin bozulması, tarım arazilerinin kirlenmesi ve azalması, yöreye özgü yapılaşmanın tehdit edilmesi gibi sorunlar, kentleşmenin kırsal alanlar üzerinde oluşturduğu önemli sorunlardır. Kırsal yerleşimlerin düzenlenmesi genellikle üst ölçek planlarda yapılmaktadır. Ülkemizde kırsal alanlara ilişkin yerleşme sistemlerini belirleyen en yaygın plan türü, 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planları olmaktadır; fakat bu planlardaki arazi kullanım kararlarının büyük ölçüde kent planlama anlayışı içinde üretildiği söylenebilir. Bazı kırsal alanlar ise, tarihi, arkeolojik alanları, koruma alanlarını, milli parkları kapsadığı için, bu yerleşmelerde barındırdıkları nitelikler dikkate alınarak mekansal düzenlemeler yapılmaktadır32.


Kentletin denetimsiz büyümesinin yanı sıra, ülke kalkınmasına dönük yatırım projeleri de çoğunlukla doğal kaynakları kullandığından, kırsal alanlar bu kararlardan doğrudan etkilenmektedir. Kaynakların bilinçsiz tüketimi, tarımda kirliliğe yol açmakta ve kırsal yerleşimlerin yapısına zarar vermektedir. Sektörel yatırım projelerinin kırsal alanlar üzerinde oluşturacağı etkinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kentin kır üzerindeki etkisi genişleme ve kırsal alandaki doğal ve sosyo-ekonomik yapıyı dönüştürme şeklinde olurken; kırın kent üzerindeki en belirgin etkisi kırsal yerleşimlerden kentlere göç şeklinde olmaktadır. 1950’li yıllarda başlayan göç hareketi gelişerek devam etmiştir. Elli yıldan uzun bir süredir devam eden kırdan kente göç sürecinin ülke çapında yol açtığı iki temel sonuç bulunmaktadır: Birincisi, ekonomik üretim gücüne ve yeteneğine sahip nüfusun neredeyse tamamının terk etmiş olduğu, ülke ekonomisine katkısının azaldığı geniş kırsal alanlar; ikincisi ise alabileceğinden çok daha fazla insan akınına uğramış, işsizliğin yaygınlaştığı, plansız yapılaşmanın doğal ve kültürel değerleri tahrip ettiği, suç oranının arttığı kentler33.
Kırsal yerleşimleri kalkındırmak amacıyla Cumhuriyet’in ilanından bu yana bu alanlara yönelik “örnek köy, merkez köy, köykent” şeklinde adlandırılan öneriler geliştirilmiştir. Kırsal kesime ilişkin sorunlar yerinde çözülmediği zaman, bu alanlar terkedilmekte, kentsel alanlar ise taşıyabileceğinin üzerinde nüfusu barındırmaya çalışmaktadır. Bu yüzden, kırsal yerleşimlerin kalkınabilmesi açısından buralara yönelik sistemli kalkınma stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanması önem taşımaktadır.


Dostları ilə paylaş:

©2018 Учебные документы
Рады что Вы стали частью нашего образовательного сообщества.
?


iii-international-261.html

iii-international-266.html

iii-international-270.html

iii-international-275.html

iii-international-28.html